eldiven / destkeş
Diller kimileyin yanılır. Bir sözü yanlış anlar, yanlış böler, yanlış bağlar. Ama ilginç olan yanlış değildir. İlginç olan bu yanlışların çoğu zaman ölmemesidir. Yaşar, yayılır, bazen komşu dillere bile geçer. Eldiven ve bunun Farsçası 'destkeş' sözcüğünün öyküsü de çak böyle bir öykü.
Öykü Farsça dastuvāne (دستوانه) ile başlar. Bu sözcük dest "el" ile -vān / -bān: “koruyan, gözeten” sözlerinin birleşiğidir. Sözcüğün harfî anlamı “el koruyandır” Eldivenin ne idiğini, neye yaradığını doğrudan söyleyen açık bir yapıdadır. Bu söz Türkçeye geçtiğinde önce destüvāne, ardından desdivane ve *destiven biçimlerini aldı. Bir noktada Türkçe konuşanlar baştaki dest bölümünü tanıdı, “el” anlamındaki bu sözcüğü doğrudan Türkçesi ile değiştirdi.
Yabancı sözcüğün tanıdık sözle değiştirilmesiyle böylece 17. yüzyılda eldiven ortaya çıkıp günümüzdeki yaygınlığını bu tarihten sonra kazandı.
Dilbilimciler buna reanalysis der; daha özelde rebracketing. Reanalysis bir dil yapısının üstlendiği işin başkalaşması, rebracketing ise bu yapının ek ve kök sınırlarının zihinde farklı bir noktadan bölünmesidir.
Buraya dek ne olduğunu anladık, ancak bundan sonra çok daha ilginç bir noktaya varacağız. Eldiven sözcüğü Türkçede böyle bir “hilkat garibesi” olduğu gibi bunun Farsçası da göze bir nice yad ve tansık görünür. Elçek ve “destkeş”: bütün bir söz, yanlış anlamlandırma
Yokarıda söylediğimizleyin “eldiven” 17. yüzyıldan sonra yerleşmeden önce onun için başka sözler kullanılıyordu: elcek, kolcak; ya da elçek, kolçak. Bugün Farsçada eldiven için “destkeş” (دستکش) denir. Dest yine el demek; -keş ise keşîden “çekmek” fiilinden gelir ve birleşik yapılarda “çeken” anlamını verir: destkeş harfî olarak “el çeken” ya da biraz yorumla “ele çekilen” demek olur.
Yokarıda gördüğümüz üzere burada bir bit yeniği aramak için yeterli bir zemin oluştuğunu belirtmek isterim. Elimizde elçek sözcüğü olmasaydı bunu Farsça içinde bir gelişme olarak görürdük ancak anlaşılacağı üzere benim başka bir hipotezim var. Söylemeye gerek yok ki Türkçe ile Farsça yüzyıllara yayılan bir etkileşime iye. Destkeş sözcüğü de tıpatıp eldiven sözcüğü gibi yenice bir sözcük, destuvâne, destmûze gibi sözcükleri yerinden etmiş, Farsçada 19. yüzyıl dolaylarında kullanıma girmiş, günümüzde yaygın bir söz hâline gelmiştir.
Soru şu: acaba, Farsça konuşanlar elçek sözcüğünü el ve çek- (çekmek) diye çözümleyip destkeş sözcüğünü bunun üzerine mi kurgulamış? İşte benim hipotezim bunun böyle olduğudur. Öyleyse bu sıradan bir calque (öyküntü) değildir. Daha katmanlı bir olayı gösterir ki dilde tuhaflıklar nadirattan değildir. Sözcük doğrudan çevrilmemiş de yapılan yanlış çözümleme / ayırma çevrilmiştir. Elbette destkeş ile Türkçe elçek arasında kurduğum bu bağ, yenice şimdi söylediğimden başkalarının henüz kabul ettiği veya reddettiği bir hipotez değildir. Yanlışlayacak veya doğrulayacak görüşleri beklemekte yarar vardır.
Velhasılı kelam, Farsçada “eli koruyan” anlamındaki söz Türkçede evrile çevrile eldiven'e dönüştü. Benim savunduğuma göre de Türkçedeki eski elçek ise yanlış çözümlenip “ele çekilen şey” diye yorumlandı da Çağdaş Farsçadaki destkeş‘i doğurdu.
Dil kimerde böyle.